Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların “yerinde yaşlanma” deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan danışmanlığında, Elif Berber Tiryakioğlu tarafından hazırlanan “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları: İstanbul Kadıköy Örneği” başlıklı tez, yaşlılığı yalnızca sağlık ve bakım ekseninde değil; ev, mahalle, aidiyet, güvenlik ve bağımsızlık bağlamında değerlendirdi.
Yaşlılığı yaşamın içinden okumak tezin en güçlü yönü
Çalışmayı akademik ve toplumsal açıdan önemli bulduğunu belirten Tez Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, “Çalışma, yaşlılığı yalnızca sağlık sorunları ya da bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmiyor; ev, mahalle, komşuluk ilişkileri, aidiyet duygusu, güvenlik hissi ve bağımsızlık isteği gibi gündelik hayatın temel unsurlarıyla birlikte ele alıyor. Yaşlılık meselesini yaşamın içinden okumak, bu tezin en güçlü yönlerinden biri.” dedi.
Yerinde yaşlanma yalnızca konut tercihi değil
“Yerinde yaşlanma” kavramının önemine dikkat çeken Doğan, “Yerinde yaşlanma, kişinin yaşlandıkça hayatından kopmadan, mümkün olduğunca kendi evinde, kendi mahallesinde ve alışık olduğu sosyal çevre içinde yaşamını sürdürebilmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım yalnızca bir konut tercihi değildir; kişinin bağımsızlığını, sosyal ilişkilerini, günlük rutinlerini ve yaşamla kurduğu anlam bağını korumasıyla ilgilidir. Kişi tanıdığı bir çevrede kaldığında kendini daha güvende hisseder, gündelik yaşamını daha rahat organize eder, sosyal temaslarını daha kolay sürdürür ve bu durum psikolojik iyi oluşu destekler. Buna karşılık yaşanılan çevreden kopmak ya da kişinin kendi yaşam düzeni üzerinde söz hakkını kaybetmesi, yalnızlık, kaygı, yabancılaşma ve kırılganlık hissini artırabilir. Bu nedenle yerinde yaşlanma, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikososyal açıdan da koruyucu bir çerçeve sunar.” diye konuştu.
Yaşlı kadınların görünmeyen deneyimleri görünür kılındı
Araştırmanın özellikle yaşlı kadınlara odaklanmasının önemine değinen Doğan, “Yaşlı kadınların deneyimleri çoğu zaman genel ‘yaşlılık’ başlığı içinde görünmez hale gelebiliyor. Oysa kadınların yaşam boyu karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve bakım temelli eşitsizlikler, yaşlılık döneminde daha belirgin hale geliyor. Bu çalışma tam da bu görünmeyen alanı görünür kılıyor.” ifadesinde bulundu.
Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçe
Kadıköy’ün araştırma sahası olarak seçilmesinin isabetli olduğunu belirten Doğan, “Türkiye’de yaşlı nüfus oranı yüzde 10’u aşmış durumda. Kadıköy’de ise bu oran Türkiye ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. TÜİK verilerine göre ilçede yaşayan 65 yaş ve üzeri nüfus 96 bin 252’ye ulaşmış ve bu grubun ilçe nüfusu içindeki oranı yüzde 20,99 olmuştur. Bu oranla Kadıköy, İstanbul’un 39 ilçesi içinde en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçedir. Bu veriler Kadıköy’ü yalnızca sayısal olarak dikkat çeken bir yer haline getirmiyor; aynı zamanda yaşlanma deneyimini gündelik hayat, mahalle ilişkileri, bakım, güvenlik, aidiyet ve yaşam kalitesi boyutlarıyla anlamak açısından çok önemli bir sosyal saha haline getiriyor.” şeklinde konuştu.
Yaşlılık politikaları bakım odaklı olmaktan çıkmalı
Çalışmanın Türkiye’de yaşlılık politikalarının dönüşüm ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten Doğan, “Yaşlılıkta asıl mesele yalnızca hastalıkların yönetimi değil, insanın bütüncül iyilik halinin korunmasıdır. Ruhsal denge, sosyal ilişkiler, güvenlik hissi, aidiyet duygusu ve yaşam üzerinde söz sahibi olabilme de en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Yaşlı bireyi sadece bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Özellikle yaşlı kadınlar açısından yalnızlık, sosyal izolasyon ve mahalle bağlarının zayıflaması belirleyici hale geliyor.” dedi.
Hizmet modelleri çeşitlenmeli
Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, huzurevi ve bakım evi hizmetlerinin tek seçenek haline gelmemesi gerektiğini ifade ederek, “Huzur
