Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.
Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!
Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.
Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.
Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez!
Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.
Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:
“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”
Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor!
Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.
Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.
Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı!
Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.
Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirt
